7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, ödemesini alamayan PBLK'daki yatırımcıların öncelikli ödeme hakkını 17 Eylül'den geçerli olarak kaldırdı ve onları pay sahibi saydı. Düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığı tartışmaları ile başvurulabilecek yollara ilişkin görüşlerimizi paylaşıyoruz.
7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, TEFAS'ta satış talimatı verdiği hâlde ödemesini alamayan PBLK'daki yatırımcıları, 17 Eylül 2026'dan geçerli olarak fonun alacaklısı değil pay sahibi saydı. Bu düzenleme hukuki güvenlik, mülkiyet hakkı ve ölçülülük bakımından ciddi Anayasa'ya aykırılık sorunları taşıyor. Kanun muhtemelen Anayasa Mahkemesinin önüne gidecek. Hukuki gelişmeler ışığında ihtimalleri ve olası başvuru yollarını aşağıda değerlendirdik.
PBLK nedir?
PBLK, MKK ve e-Devlet ekranlarında görünen "TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı"nın kısaltmasıdır. Satış talimatı TEFAS'a iletildiği hâlde fonun temerrüde düşmesi veya fiyat açıklamaması yüzünden gerçekleşmemiş paylar bu hesapta bekler. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre yaklaşık 200 bin yatırımcı bu durumda.
PBLK'daki yatırımcılar hukuken tek bir grup değildir:
Fiyatı ve ödeme yükümlülüğü belirlenmiş talimatlar: İşlemin fiyatı kesinleşmiş, ancak bedel ödenmemiştir. Bu yatırımcılar bakımından belirli bir para alacağının doğduğu savunulabilir.
Bu aşamaya ulaşmamış talimatlar: Fon fiyat açıklamadığı için talimat işleme dönüşmemiştir. Bu grubun konumu daha çok SPK'nın 17 Eylül tarihli A/6 hükmüne ve 28 Eylül açıklamasına dayanır.
PBLK kaydı tek başına alacağın doğup doğmadığını göstermez. SPK, takas tamamlanmadığı için alacak doğmadığı görüşünde; ancak ödeme yapılmamış olmasının daha önce doğmuş bir borcun ifa edilmemesinden de kaynaklandığı da savunulabilir. Nitekim TEFAS Uygulama Esasları’nın 23/4-b maddesi, belirli koşullarda satım talimatına kısmi ödeme yapılırken fon paylarının yatırımcı hesabında blokede kalmaya devam edeceğini düzenlemektedir. Bu durum, blokaj kaydıyla ödeme yükümlülüğünün birlikte bulunabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, ileri valörlü işlemlerde görünen fiyat blokaj hesabında kullanılabilir; işlemde fiyat valörü tarihindeki fiyat esas alınır. Bu nedenle talimatın iletilmesi, fiyatın belirlenmesi, ödeme vadesi ve temerrüt aşamaları ayrı incelenmelidir.
Kanaatimizce, takasın tamamlanmamış olmasından hareketle bütün yatırımcılar bakımından önceden doğmuş bir alacak veya ödeme önceliği bulunmadığı sonucuna varılması yeterli değildir. Her talimatın hukuki ve teknik durumu ortaya konulmalıdır.
Kanun ne değiştirdi?
PBLK'daki yatırımcıların konumu altı hafta içinde şöyle değişti:
17 Eylül: SPK, gerçekleşmeyen iade talimatlarının karşılığını fon borcu saydı ve tasfiye nakdinden öncelikle ödenmesini öngördü (SPK Bülteni 2026/ 61, A/6).
28 Eylül: SPK, 17 Eylül'de verilen talimatların işleme kapatma kararı gereğince TEFAS tarafından iptal edildiğini açıkladı. 16 Eylül ve öncesinde iletilip temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatların ise A/6 kapsamında olduğunu belirtti.
22 Ekim: SPK, "TEFAS'ta verilen her satış talimatı kendiliğinden tamamlanmış bir takas işlemi değildir" açıklamasını yaptı. Aynı gün TBMM Genel Kurulu, payları bloke edilen yatırımcıları pay sahibi sayan hükmü (m. 3/5) bir önergeyle Kanun metnine ekledi.
27 Ekim: 7596 sayılı Kanun Resmî Gazete'de yayımlandı ve 8'inci maddesi uyarınca uyarınca 17 Eylül'den itibaren geçerli kılındı. Kanun, 17 Eylül kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonlara uygulanır (m. 1).
Alacaklı ile pay sahibi arasındaki fark, yatırımcının eline geçecek tutarı doğrudan etkiliyor:
Alacaklı sayılsaydı | Kanundaki konum | |
|---|---|---|
Ödeme sırası | Fon borcu olarak, dağıtımdan önce | Diğer pay sahipleriyle birlikte |
Ödemenin ölçüsü | Belirlenmişse talimat fiyatı × pay adedi | Nakit yetmezse net yatırım tutarı |
Fonda nakit yetmezse | Tasfiye nakdinden, pay sahiplerine dağıtımdan önce ödeme talep edilir | Diğer pay sahipleriyle aynı rejim; Kurul ödemeyi en düşük net yatırımdan başlayarak sıralayabilir (m. 4/3) |
Neden Anayasa'ya aykırılık sorunu var?
Kanaatimizce Anayasa'ya aykırılık hususunda dört sorun öne çıkmakta:
Geriye etki ve hukuki güvenlik (Anayasa m. 2): Kanun 27 Ekim'de yürürlüğe girdi, ancak 17 Eylül'e geri yürütüldü. Oysa SPK 28 Eylül'de, 16 Eylül ve öncesinde iletilip gerçekleştirilemeyen talimatların A/6 kapsamında olduğunu açıklamıştı. Bu yatırımcıları pay sahibi sayan kural ise Kanun metnine ancak 22 Ekim'de, Genel Kurul'da kabul edilen bir önergeyle girdi. Hukuk devletinin unsuru olan hukuki güvenlik, kişilerin hukuk düzenine güvenebilmesini ve kazanılmış hakların korunmasını gerektirir. Kanunlar / kural işlemler kişilerin aleyhine olacak biçimde geçmişe yürütülemez.
Mülkiyet hakkı (Anayasa m. 35; AİHS 1 No'lu Protokol m.1 ): 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79'uncu maddesinde takas talimat ve işlemlerinin "geri alınamaz ve iptal edilemez" olduğu öngörülmektedir. Bu güvencenin TEFAS talimatlarını da kapsadığı savunuluyor. A/6 da bu talimatları öncelikli fon borcu saymıştı. AİHM, doğmuş tazminat alacaklarını geriye dönük olarak ortadan kaldıran bir kanunu mülkiyet hakkı ihlali saymıştır (Pressos Compania Naviera ve Diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20.11.1995). Alacağı gösterilemeyen yatırımcının fon payı da mülkiyet hakkı kapsamındadır. Bu durumda tartışma, korunabilir bir öncelik beklentisi bulunup bulunmadığına yoğunlaşır.
Ölçülülük (Anayasa m. 13): Bazı talimatların içeriden bilgiyle verilmiş olabileceği kaygısı, piyasa bozucu eylem, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığına fonlarla birlikte karıştığı Kurulca tespit edilenlere ödeme yapılmamasını öngören m. 3/6 ile zaten karşılanmaktadır. Yaklaşık 200 bin kişinin tamamını pay sahibi saymak, bu amaç için gerekli olanı orantılı önlemi aşmaktadır.
Yargısal denetim (Anayasa m. 125): SPK'nın 22 Ekim açıklamasındaki yaklaşım, aynı gün geriye etkili bir kanun hükmüne dönüşmüştür. Uygulama işlemlerine karşı idari yargı yolu açıktır. Ancak idare mahkemesi Kanun'u uygulamakla bağlı olduğundan uyuşmazlığın kilit sorusu, idari işlemin hukuka uygunluğundan Kanun'un Anayasa'ya uygunluğuna kaymıştır. Bu yöntemin idari yargı denetimini fiilen daralttığı ileri sürülebilir.
Belirtmek gerekir ki bu görüşe karşı bir görüş olarak maddi kaybın yatırımcılar arasında adil biçimde paylaştırılmasının meşru bir kamu yararı amacı olduğu ileri sürülebilir. AİHM kriz dönemlerinde devletlere geniş takdir payı tanımaktadır (Mamatas ve Diğerleri/Yunanistan, 2016). Bu nedenle kesin bir sonuç öngörmek mümkün değildir.
Hangi yollar açık?
SPK'ya başvuru: Yeni bir işlem yapılması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 10'uncu maddesi uyarınca, mevcut bir işlemin kaldırılması veya değiştirilmesi ise dava süresi içinde 11'inci maddesi uyarınca istenebilir. Başvurunun niteliğini talebin içeriği belirler. İYUK m. 11 başvurusu reddedilir ya da 30 gün cevapsız kalırsa kalan dava süresi işlemeye devam eder; süresi geçmiş bir işlem için yeni başvuru, kural olarak dava süresini canlandırmaz. "Talimatın fon borcu olarak öncelikle ödenmesi" başvurusu hukuki niteliği itibariyle İYUK m. 10 kapsamında değerlendirilmelidir. Bu durumda; "Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler."
İptal davası ve somut norm denetimi: SPK talebi reddederse ya da 30 gün içinde cevap vermezse iptal davası açılabilir. Davada 7596 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesinin beşinci fıkrasıyla 8'inci maddesinin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülebilir. Mahkeme hükmü Anayasa'ya aykırı görür ya da iddiayı ciddi bulursa dosyayı Anayasa Mahkemesine gönderir (Anayasa m. 152). Böylece somut norm denetimi (itiraz) yoluyla Anayasa'ya aykırılık iddiası incelenir.
Önce iptal, sonra tazminat: Davanın önce yalnız iptal istemiyle açılması vekâlet ücreti riskini sınırlar. Tazminat, iptal kararının ya da kanun yolu sonunda verilen kararın tebliğinden itibaren dava süresi içinde istenebilir (İYUK m. 12). SPK'nın denetim görevindeki kusura (hizmet kusuru) dayanan tazminat talebi ise ayrı bir yoldur ve kendi başvuru süresine tabidir (İYUK m. 13).
AİHS'in doğrudan uygulanması: Anayasa m.90/5'e göre temel haklara ilişkin bir antlaşma ile kanun çatıştığında antlaşma esas alınır. Mahkemeden 1 No'lu Protokol m. 1'i doğrudan uygulaması da istenebilir.
Bireysel başvuru: Başvuru yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine, bu yol da sonuç vermezse AİHM'e başvurulabilir. Bunun için ihlal iddialarının derece mahkemeleri önünde, tercihen ilk dilekçeden itibaren ileri sürülmesi yerinde olur.
Dikkat edilmesi gerekenler
Süreler: Herkes için geçerli tek bir son gün yoktur. Süre, dava konusu işleme ve bu işlemin ilan, tebliğ veya öğrenilme tarihine göre belirlenir. Örneğin doğrudan 17 Eylül kararlarına karşı dava açmak isteyen biri için dava süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gündür. SPK'nın denetim eksikliğinden dolayı hizmet kusuru iddiasıylaaçılacak tam yargı davasında İYUK m. 13 uygulanır: "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." Her dosyanın takvimi talimat ve işlem geçmişine göre çıkarılmalıdır.
Belgeler: Talimatın tarih ve saatini, fiyat ve ödeme valörünü ve gerçekleşme durumunu gösteren kayıtlar; MKK veya e-Devlet'teki PBLK ekranı, hesap hareketleri, banka yazışmaları, temerrüt bildirimleri ve yapılan ödemelere ilişkin belgeler saklanmalıdır.
Bu not genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olaylar bakımından hukuki görüş niteliği taşımaz.
Bu bilgi notu genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlığınız için avukatınıza danışmanızı öneririz.