BİLGİ NOTLARI

Selden Doğan Zarardan İdare Sorumlu Tutulabilir mi?

Uçar & Zanbak Hukuk ve Danışmanlık
Selden Doğan Zarardan İdare Sorumlu Tutulabilir mi?

Sel tek başına idareyi sorumlu kılmaz. Ancak altyapı, dere ıslahı veya imar uygulamalarındaki eksiklikler zarara katkıda bulunmuşsa idare tazminatla sorumlu tutulabilir. Danıştay "olağanüstü yağış" savunmasını dar yorumlamaktadır.

Selden doğan zararda idarenin sorumluluğu gündeme gelebilir

Yoğun yağış bir doğa olayıdır ve kuşkusuz idare yalnızca yağmur yağdığı için tazminata mahkûm edilemez. Yargı kararlarında belirleyici soru, zararın oluşmasında ya da büyümesinde idarenin bir eksikliğinin bulunup bulunmadığıdır. Bu davalar kural olarak hizmet kusuru ilkesine göre çözülmektedir.

İdare hangi durumlarda kusurlu bulundu?

  • Dere ıslahının yapılmaması: Olaydan önce gerçekleştirilmesi gereken dere ıslahı ve taşkın koruma tesisi için hiçbir çalışma yapmayan DSİ kusurlu bulunmuştur (Danıştay 10. D., E. 2022/2354, K. 2024/1029, 21.03.2024).

  • Dere yatağının kapatılması: Belediye dere yatağının bir bölümünü kapatmış, yatağın hafriyatla dolmasına ve üçüncü kişilerce kapatılmasına müdahale etmemiş, DSİ’nin uyarılarına rağmen gerekli çalışmayı yapmamıştır. Belediyenin ve Karayolları Genel Müdürlüğünün bu nedenle kusurlu bulunduğu karar Danıştayca düzeltilerek onanmıştır (Danıştay 8. D., E. 2022/5911, K. 2023/2932, 31.05.2023).

  • Menfezlerin yetersizliği: Menfezlerin yetersiz olduğuna ilişkin bilirkişi tespitinin zarara etkisi araştırılmadan verilen ret kararı bozulmuştur (Danıştay 10. D., E. 2021/3395, K. 2024/4270, 23.10.2024).

  • Yağmur suyu tahliyesi: Bir sel olayında, su ve kanalizasyon idaresi ile büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yağmur suyu tahliyesine ilişkin kusurlarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir (Danıştay 8. D., E. 2021/7240, K. 2025/3899, 22.04.2025).

  • Dere yatağının imara açılması: Batman’daki bir selde idare mahkemesi, selin başlıca nedenlerini belediyenin dere yatağını imara açması ve DSİ’nin yaptırdığı tahliye kanalının yetersizliği olarak saptamış ve idareleri hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutmuştur. Olayda mahkemelerce idarenin mali sorumluluğu yoluna gidildiği için Anayasa Mahkemesi yaşam hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (AYM, Memet Kanat ve Diğerleri, B. No: 2017/31179, 30.06.2020).

"Olağanüstü yağış" savunması idareyi kurtarır mı?

İdareler uygulamada selden doğan zararın kendilerinden tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında çoğunlukla yağışın olağanüstü olduğunu ve mücbir sebep oluşturduğunu savunmaktadır. Danıştay, yağışın olağanüstü olmasını tek başına yeterli görmemekte; idarenin hizmetindeki eksikliklerin zararın oluşmasına veya artmasına etkisinin araştırılmasını istemektedir:

  • Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yağışı "doğal afet" olarak nitelendirmesi, illiyet bağının kesildiğini kabul etmek için tek başına yeterli değildir (Danıştay 10. D., E. 2021/3463, K. 2024/4266, 23.10.2024).

  • Bilirkişinin 500 yılda bir görülebilecek nitelikte bulduğu bir yağışta bile, zarar birden fazla etkenin birleşmesiyle oluşmuşsa illiyet bağının tamamen kesildiği kabul edilmemiştir (Danıştay 8. D., E. 2021/7240, K. 2025/3899, 22.04.2025).

  • 160 yılda bir görülebileceği belirtilen bir yağışa ilişkin davada da mücbir sebebin varlığının her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. "Zira afet boyutundaki yağış nedeniyle bir hasar oluşması kaçınılmaz ise de idarenin sorumluluğundaki kamu hizmetlerinin zamanında gereği gibi yürütülmemiş olması da afet esnasında o zararın oluşumuna yol açabilir veya derecesinin artmasına etki edebilir." (Danıştay İDDKK, E. 2025/2025, K. 2025/3082, 10.12.2025).

  • İstanbul’daki 2009 Ayamama Deresi taşkınına ilişkin bir davada raporda yağışın 100 yılda beklenenin üzerinde olduğu belirtilmişti. Danıştay buna rağmen idarelerin ve davacının kusuru ile doğal afetin etkisinin birlikte değerlendirildiği ek bilirkişi raporu alınmasını istemiştir (Danıştay 8. D., E. 2021/1308, K. 2022/3185, 27.04.2022).

Yağışın etkisi kusur oranları belirlenirken ayrıca hesaba katılabilir. Örneğin dere yatağının kapatılmasına ilişkin yukarıdaki kararda idarelerin ve davacının kusuru ile doğal afetin zarara etkisi şu oranlarda belirlenmiştir: belediye ile Karayolları Genel Müdürlüğü %35'er, doğal afet %10, ruhsatsızlık nedeniyle davacı %20.

Zarar görenin kusuru

İdarenin sorumluluğunun belirlenmesinde zarar görenin kendi kusuru da önem teşkil eder. Örneğin taşkın geçmişi bilinen bir alanda gerekli özeni göstermeyen davacı %30 oranında kusurlu sayılmıştır (yukarıda anılan DSİ kararı).

Yapının ya da iş yerinin ruhsatsız olması idareyi sorumluluktan kurtarmamaktadır. Ruhsatsız bir iş yerinin zarar gördüğü bir olayda Danıştay, idarenin hizmet kusurunun kuşkusuz olduğunu belirtmiştir. Davacının ruhsatsızlıktan doğan kusuru ile belediyenin kusur oranının ise bilirkişiyle belirlenmesini istemiştir (Danıştay 8. D., E. 2018/2956, K. 2022/6010, 26.10.2022). Batman'daki olayda da idare mahkemesi yapının ruhsatsız olmasının illiyet bağını kesmediğini kabul etmiştir.

Kusursuz sorumluluk ihtimali

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, yukarıda anılan kararında izlenecek sırayı belirlemiştir:

  • önce idarenin hizmet kusuru araştırılır;

  • kusur yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanamayacağı incelenir;

  • tazminata hükmedilirken sorumluluk sebebi açıkça gösterilir.

Uygulamada ise sel zararları büyük ölçüde hizmet kusuru üzerinden değerlendirilmektedir. Havzadaki yağışlarla barajdan kontrollü bırakılan suyun birleşmesiyle oluşan bir taşkında Danıştay, ne hizmet kusuru ne de kusursuz sorumluluk koşulları bulunduğunu kabul eden kararı onamıştır (Danıştay 10. D., E. 2020/3628, K. 2024/4088, 16.10.2024).

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler

  • Danıştay iki unsurun araştırılmasını istemektedir: zararın oluşmasında veya artmasında davalı idarenin ya da başka bir idarenin kusuru bulunup bulunmadığı ve varsa davacının kusuru da gözetilerek her biri için ayrı kusur oranı (Danıştay 10. D., E. 2022/3247, K. 2024/4274, 23.10.2024). Bu nedenle zarara katkısı olabilecek idarelerin görev ve yetkilerinin belirlenmesi ve davanın doğru idarelere yöneltilmesi önem taşır.

  • Kararların sonucu büyük ölçüde bilirkişi raporlarına göre belirlenmekte, eksik incelemeyle verilen kararlar bozulmaktadır. Zararın olaydan hemen sonra fotoğraf, video ve tutanaklarla belgelenmesi bu yüzden önemlidir.

  • Dava açmadan önce zarardan sorumlu tutulan idareye başvurmak zorunludur. Başvuru, zarara yol açan eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır (İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13). Başvuru kısmen veya tamamen reddedilirse ya da 30 gün içinde cevap verilmezse, 60 günlük dava açma süresi (m. 7) içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.

Bu bilgi notu genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlığınız için avukatınıza danışmanızı öneririz.