Okul saldırıları nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlar, idarenin tazmin sorumluluğunu gündeme getirebilir. Danıştay kararları, güvenlik ve gözetim eksikliklerinden doğan hizmet kusurunun yanında, öğrencilerin okul idaresine emanet edilmesine dayanan kusursuz sorumluluğun da uygulanabildiğini gösteriyor.
Okul Saldırılarında İdarenin Sorumluluğu
Son dönemde gündeme gelen okul saldırıları, eğitim ortamında güvenliğin sağlanması ve zarar görenlerin korunması bakımından idarenin yükümlülüklerini yeniden tartışmaya açtı. Öğrencilerin, okul çalışanlarının ve yakınlarının uğradıkları maddi ve manevi zararların idare tarafından karşılanması, somut olayın koşullarına göre söz konusu olabilir.
Danıştay kararlarında idarenin tazmin sorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk esasları üzerinden ele alınmaktadır. Güvenlik ve gözetim görevlerinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği araştırılmalı; hizmet kusurunun bulunmadığı olaylarda da kusursuz sorumluluk koşulları değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki saldırganın cezai sorumluluğu ile idarenin zararları tazmin yükümlülüğü ayrı hukuki değerlendirmelere tabidir.
Öğrenciyi koruma yükümlülüğü ve hizmet kusuru
Anayasa'nın 125'inci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Eğitim kamu hizmetinin güvenli biçimde yürütülmesi de bu çerçevede değerlendirilir. Gözetim ve denetimin yapılmaması, bilinen tehlikelere karşı gerekli önlemlerin alınmaması veya öğrenci takibinin gereği gibi yürütülmemesi, zarar ile bağlantısı kurulduğunda hizmet kusuru nedeniyle sorumluluk doğurabilir. Sorumluluk için mutlaka belirli bir öğretmenin kişisel kusurunun tespit edilmesi gerekmez; eğitim kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki eksiklikler de önem taşır.
Sorumluluk, okul çalışanlarına yönelik saldırılarda da gündeme gelebilir. Danıştay 8. Dairesinin 15 Mayıs 2025 tarih, E. 2022/1180, K. 2025/4656 sayılı kararında, görev yaptığı okulda silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden okul müdürünün yakınlarının açtığı tam yargı davası incelenmiştir. İlk derece ve istinaf aşamalarında güvenlik hizmetinin kusurlu yürütülmesi nedeniyle idarelerin hizmet kusurunun var olduğu kabul edilmiştir. Danıştay, davalı idarelerin temyiz istemlerini reddetmiş; maddi tazminat hesabı ve manevi tazminat miktarı bakımından davacılar lehine bozma kararı vermiştir.
Kusursuz sorumluluk ve emanet sorumluluğu
İdarenin hizmet kusurunun bulunmaması tazmin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz. Danıştay, eğitim kamu hizmeti sırasında öğrencilerin uğradığı bazı zararlar bakımından kusursuz sorumluluk ilkelerini uygulamaktadır. Bu yaklaşımın temelinde, velinin çocuğunu eğitim için okulun gözetimine bırakması ve idarenin çocuğun güvenliğini koruyacağına duyulan güven yer alır.
Danıştay 8. Dairesinin 10 Mart 2025 tarih, E. 2022/2880, K. 2025/1901 sayılı kararında, ders sırasında bir öğrencinin başka bir öğrenci tarafından öldürülmesi nedeniyle açılan tam yargı davası ele alınmıştır. Bölge İdare Mahkemesi hizmet kusuru kabul etmişken Danıştay, somut olayda hizmet kusuru ve müterafik kusur bulunmadığını açıkça belirterek idarenin "emanet sorumluluğu" kapsamında sorumlu olduğuna karar vermiştir. Daireye göre çocuk okula bırakıldığında, çocuğun gözetimi ve güvenliğinin sağlanması yükümlülüğü okul idaresine geçer. Zarar hizmetin kusurlu işletilmesinden kaynaklanmıyorsa, kusursuz sorumluluk kapsamında emanet veya güven sorumluluğu gündeme gelir. Başka bir deyişle, idare kusuru olmasa da ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulur.
Kusursuz sorumluluk yaklaşımı, öğrencinin arkadaşının gözüne kalem sapladığı olaya ilişkin İdari Dava Daireleri Kurulunun 30 Aralık 2020 tarih, E. 2020/1694, K. 2020/3635 sayılı kararında; arkadaşının attığı taşla gözünden yaralandığı olaya ilişkin Danıştay 8. Dairesinin 20 Ekim 2023 tarih, E. 2021/1834, K. 2023/5043 sayılı kararda ve teneffüste kapıya sıkışan parmağının koptuğu olaya ilişkin 24 Haziran 2022 tarih, E. 2019/4169, K. 2022/4386 kararda da görülmektedir. Ancak bu kararlar, zarar verenin de öğrenci olduğu ve mağdurun okulun gözetimi altında bulunduğu olaylara ilişkindir. Başka özellikler taşıyan saldırılarda aynı sonuca ulaşılabilmesi için ilgili sorumluluk koşulları ayrıca incelenmelidir.
Anılan olaylarda kusursuz sorumluluk ilkesine başvurularak, ortaya çıkan zarar topluma paylaştırılmak suretiyle, toplum hâlinde yaşamaktan kaynaklanan kamu külfetleri karşısında eşitlik sağlanmış olur (kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi / fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi). İdarenin sorumluluğuna ilişkin geleneksel anlayıştan farklı ve daha geniş yoruma dayanan bu kusursuz sorumluluk hâli "emanet sorumluluğu" olarak anılmaktadır.
Öğrencinin müterafik kusurunun etkisi
Müterafik kusur, zarar görenin kendi davranışıyla zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmasıdır. Tazminattan bu nedenle indirim yapılabilmesi için öğrencinin davranışı ile zararlı sonuç arasındaki bağlantı değerlendirilmelidir.
Danıştay 8. Dairesinin 24 Mart 2025 tarih, E. 2023/5132, K. 2025/3189 sayılı kararında, yatılı okul pansiyonundan izinsiz ayrılan ve daha sonra dışarıda öldürülen 16 yaşındaki öğrencinin durumu incelenmiştir. Yoklamalarda öğrencinin pansiyonda olmadığı bilinmesine rağmen okul yönetimine ve ailesine bilgi verilmemesi, gözetim yükümlülüğündeki eksikliklerle birlikte idarenin hizmet kusuruna esas alınmıştır. Buna karşılık öğrencinin izin almadan pansiyondan ayrılması ve giriş-çıkış kurallarına uymaması da değerlendirilmiş; Bölge İdare Mahkemesinin %50 öğrenci kusuru kabul ederek maddi tazminattan indirim yaptığı karar, Danıştayca esastan onanmıştır.
Bu karardaki kusur değerlendirmesi, öğrencinin pansiyondan izinsiz ayrılması ve kurallara uymamasıyla ilgilidir. Öğrencinin saldırıyı başlattığına veya saldırganı tahrik ettiğine ilişkin bir mahkeme tespiti bulunmamaktadır. Karardan, saldırıya uğrayan her öğrenciye kusur yüklenebileceği sonucu çıkarılamaz. %50 oranı da başka olaylar için geçerli sabit bir ölçü değildir.
Okul dışında gerçekleşen olayların değerlendirilmesi
Olayın nerede gerçekleştiği, sorumluluk incelemesinde değerlendirilmesi gereken unsurlardan biridir. Manisa'daki saldırının ardından Bakanlık ve Bakan açıklamalarında olayın okul dışında olduğuna yapılan vurgu da bu kapsamda ele alınmalıdır. Öğrencinin olay sırasında idarenin gözetimi altında bulunup bulunmadığı ve ilgili idarenin güvenlik görevleri belirlenmeden, yalnızca olay yerine bakılarak sorumluluk sonucu çıkarılamaz.
Nitekim Danıştay 8. Dairesinin 28 Ocak 2025 tarih, E. 2021/7501, K. 2025/162 sayılı kararında, okul saatleri içinde diğer öğrenciler tarafından zorla okulun karşısındaki metruk binaya götürülerek istismara uğrayan birinci sınıf öğrencisinin durumu incelenmiş; okulun gözetim ve güvenlik eksiklikleri nedeniyle idare tam kusurlu bulunmuştur. Bu örnek, okul içindeki gözetim eksikliğinin dışarıda gerçekleşen zararda da sorumluluk doğurabileceğini gösterir. Henüz okulun gözetimine girmemiş bir öğrencinin durumu ise ayrıca incelenmelidir.
Zararın tazmini ve somut olayın incelenmesi
İdarenin sorumluluğu değerlendirilirken olayın zamanı, öğrencinin okul veya pansiyonla ilişkisi, giriş-çıkış ve yoklama kayıtları, önceden bildirilen tehditler, nöbet ve güvenlik düzeni ile olay öğrenildikten sonra yapılan işlemler birlikte incelenmelidir. Hizmet kusuruna dayanılan durumlarda, gözetim veya güvenlik eksikliğinin zarara etkisi ortaya konulmalı; öğrencinin davranışına dayanılarak indirim yapılacaksa bu davranışın zarara katkısı somutlaştırılmalıdır.
Koşulları gerçekleştiğinde tedavi giderleri, iş gücü kaybı veya ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma gibi maddi zararlar ile duyulan acı ve üzüntü nedeniyle manevi zararların tazmini istenebilir. Tazminata hükmedilebilmesi için sorumluluk sebebiyle birlikte zararın varlığı ve kapsamı da ortaya konulmalı; miktar, somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Olayda hizmet kusuru olmasa bile "emanet sorumluluğu" hâli uyarınca, okul saldırılarından doğan maddi ve manevi zararlarının tazmininden idarenin sorumlu tutulabileceği unutulmamalıdır. Saldırının fiziken okul sınırları dışında gerçekleşmesi de idareyi doğrudan doğruya sorumluluktan kurtaran bir neden değildir.
Bu bilgi notu genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlığınız için avukatınıza danışmanızı öneririz.