Acele kamulaştırma, olağan kamulaştırma süreci tamamlanmadan idare tarafından taşınmaza el konulmasına imkân tanır. Kararın hukuka uygunluğu, dava açma süresi ve taşınmazın bedeline ilişkin uyuşmazlıklar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Son dönemdeki acele kamulaştırma kararları neyi kapsıyor?
18 Eylül 2026 tarihli ve 33374 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11802, 11803 ve 11804 sayılı Cumhurbaşkanı kararlarıyla, çeşitli illerdeki elektrik nakil ve iletim hatları ile Batman’daki dere hattı projesi kapsamında acele kamulaştırma yapılmasına karar verilmiştir. Elektrik hatlarına ilişkin kararlarda, tesis ve direk yerlerinde mülkiyet edinimi, hatların geçtiği belirli alanlarda ise irtifak hakkı kurulması öngörülmektedir.
Karar, mülkiyeti hemen idareye geçirir mi?
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27'nci maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma, idareye olağan kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan taşınmazdan yararlanma imkânı veren istisnai bir usuldür. İdarenin başvurusu üzerine asliye hukuk mahkemesince belirlenen bedelin malik adına bankaya yatırılması ve el koyma kararı alınması gerekir.
Cumhurbaşkanı kararının yayımlanması, taşınmazın mülkiyetini kendiliğinden idareye geçirmez. Acele el koyma aşamasındaki bedel tespiti de nihai bedel tespiti ve tescil hükmü niteliğinde değildir; kamulaştırmanın kalan aşamalarının ayrıca tamamlanması gerekir.
Acele kamulaştırma kararına dava açılabilir mi?
Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararına karşı Danıştayda iptal davası açılabilir. Bu davada, olağan kamulaştırma süreci beklenmeden taşınmaza el konulmasını gerektiren acelelik hâlinin bulunup bulunmadığı ve mülkiyet hakkına müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilir. Projenin kamu yararına yönelik olması, aceleliğin ayrıca gerekçelendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Dava açılması idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle taşınmaza erken müdahalenin önlenmesi bakımından yürütmenin durdurulması talebi önem taşır.
Dava açma süresinde nelere dikkat edilmelidir?
Acele kamulaştırma işlemlerine karşı açılan davalarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesindeki ivedi yargılama usulü uygulanır ve kanuni dava açma süresi 30 gündür. Bu usulde, aynı Kanun’un 11'inci maddesi kapsamında idareye başvuru yapılarak dava süresinin durdurulması mümkün değildir.
Bununla birlikte kararın Resmî Gazete’de yayımlanması, tek başına malike tebliğ edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Bildirimde özel dava açma süresinin gösterilmediği hâllerde 60 günlük genel süreyi uygulayan Danıştay kararları bulunmaktadır (Örneğin bkz. Danıştay 6. Daire, E. 2023/1826, K. 2023/7764). Süre hesabında tebligatın içeriği ve kararın hangi tarihte, ne ölçüde öğrenildiği birlikte incelenmelidir.
Bu nedenle sonraki bedel tespiti ve tescil davasının açılması beklenmeden; karar eki parsel listeleri, tapu kayıtları, bilirkişi raporları ve tebligatlar değerlendirilmelidir. Acelelik kararının iptali ile kamulaştırma bedeline ilişkin itirazlar farklı hukuki yollara tabidir.
Yararlanılan eser: İsmail Uçar, İdari Yargılama Hukukunda İvedi Yargılama Usulü: Fransa ve Türkiye Örneği, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2024, s. 434–448.
Bu bilgi notu genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlığınız için avukatınıza danışmanızı öneririz.